Avrupadan

Alman mahkemesinden mülteci iadesine ret

Alman Kassel mahkemesi, AB sınırları içinde ilk ayak bastığı ülke olan İtalya’ya iade edilmek istenen mülteci hakkındaki talebi reddetti.

Alman Kassel mahkemesi, AB sınırları içinde ilk ayak bastığı ülke olan İtalya’ya iade edilmek istenen mülteci hakkındaki talebi reddetti. Gerekçede, “İade edilen ülke makul insani koşulları sağlanması gerekir” dendi.

Kassel mahkemesi Avrupa Birliği sınırları içinde ilk ayak bastığı ülke olan İtalya’ya iade edilmek istenen mültecinin, geri gönderilmesi için tutuklanmasına izin vermedi. Kararın gerekçesini, “iade edilen ülkede makul insani koşulların sağlanmasının gerekliliği” oluşturdu.

Aşırı kalabalık kampların kabul edilemez koşulları, temel insani hizmetlerden uzak ve barınağı olmayan binlerce insan, adeta kölelik koşullarında zorunlu istihdam ve sömürü: Bunlar İtalyan mülteci politikasının bilinen uygulamaları.

Bu duruma rağmen Alman makamları, AB mülteci politikası gereğince göçmenleri Avrupa Birliği’ne (AB) ilk ayak bastıkları ülkeye iade ediyorlar. Bu ülke ise genelde İtalya oluyor. Karşı çıkanlar ise hapis cezası alıyor. Kassel bölge konseyinin uygulamaları da bu yönde.

Fakat Fritzlar mahkemesi görülen bir dava bu duruma bir son verdi. Görülen dava sonucuna göre: “İtalya’da söz konusu kişiyi barındırmak için yeterli önlemler alınmıyor ise, açık sınırları olan bir Avrupa’da sınır dışı uygulaması uygulanamaz.”

NADİR BİR DEĞERLENDİRME

Yetkililer, ilgili şahsın sınır dışı edilmesi için tutuklanması talebiyle başvuruda bulunmuştu ve başvurunun mahkeme kararıyla onaylanması gerekiyordu. Salı günü Tacheles (İşsizler Birliği) adına sosyal haklar uzmanı avukat Harald Thome tarafından yapılan açıklamada, “Hâkimler, özgürlükten yoksun bırakmanın, temel haklar üzerinde ciddi bir saldırı niteliği taşıdığını vurguladılar. Şimdiye kadar, yetkililer söz konusu davada, ilgili kişiyi sınır dışı etmeyi yalnızca bir kez denediler. Ancak, daha önce yaşanan yaklaşık on başarısız gözaltı girişimi bu türden önlemlerin gereksizliğini ortaya çıkardı” dedi.

Ayrıca, tutukluluk hallerinde kaydedilen bir başarıdan söz etmenin de mümkün olmadığı vurgulandı. Çünkü bu durum, mevcut davada olduğu gibi yalnızca kişinin yeniden seyahat özgürlüğünü kazanmasına kadar yalnızca bekletilmesinden öteye geçmiyor. Bununla birlikte mahkemenin kararında, şahsın en temel ihtiyaçlarının karşılanamaması gibi kişisel nedenlerden dolayı İtalya’da olmak istemediğini vurgulaması ve kişinin Almanya’da yaşama isteğini açıkça ifade etmesi de belirleyici oldu. “Güvenli bir sınır dışı işleminin gerçekleşmesi, kişisel özgürlükten yoksun bırakma ve insan onurunun arka plana bırakılmasının gerekçesi olamaz” diyor karar.

Şimdiye kadar, Alman makamları, sığınmacıların ilk girdikleri AB ülkesinde onları nelerin beklediğine pek ilgi göstermediler. Ailelerin gönderildikleri ülkede sokakta kaldıkları ve dilenmek zorunda oldukları pek çok vaka açığa çıktı. Kassel’in daha önceki uygulamalarının da bundan bir farkı yok.

Hükümet sözcüsü Michael Conrad çarşamba günü Junge Welt gazetesine yaptığı açıklamada “kural olarak etkilenen kişiler için özel bir önlem alınmadığını” söyledi. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) yalnızca hastalıklar, ilaç gereksinimleri, tıbbi veya güvenlik yardımı hakkında bilgilendirilmektedir. Daha sonra bu bilgi iadenin gerçekleştiği ülkenin ilgili makamlarına iletilmektedir. Conrad, bölge mahkemesinin mevcut kararına da itiraz etti.

Geçtiğimiz yıllarda Kassel’da kaç kişinin gözaltına alındığını ve ne kadarının başka bir ülkeye iade edildiği açıklanmadı. Ülke çapında, bu rakamın son yıllarda hızla arttığı biliniyor. Die Linke’nin talebi üzerine Federal Meclisin konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 2015 yılında ülke çapında 1.800 sığınmacının gönderilmek üzere gözaltına alındığı, İki yıl içinde, şimdiden 4.000’in üzerinde insanın daha hedefte olduğu belirtildi. Almanya çapında eyaletlere göre gözaltına alınanlar içerisinde geri gönderilme oranı yüzde 40 ila 76 arasında değişiyor. Mevcut mahkeme kararı geri kalan davalarda sınır dışı edilmeyi çoğunlukla engelleyebilir.

Öte yandan sığınmacılar için gözaltı merkezleri yaygınlaştırılıyor.

Emniyet görevlileri ve politikacılar sınır dışı edilmeyi bekleyen gözaltı merkezlerinin yetersizliğinden şikâyet ediyor. 2019 sonu itibariyle ülke çapında mevcut kapasite 577 kişilik, ancak bu oran genişletilecek. Hessen Darmstadt şehrinin iki yıldır 20 kişi kapasitelik kendi gözaltı tesisi bulunmakta. Eyalet parlamentosunun Şubat ayındaki kararına göre bu yıl kapasite 80 kişiye çıkarılacak.

CDU ve Yeşiller, 2018 yılında bu konuda anlaşmaya varmış, yalnızca Alman sol partisi Die Linke’nin grup olarak karşı oy kullandığı, sınır dışı edilmelere ilişkin tutukluluğun genişletilmesi yasal olarak zaten düzenlemişti. Sol bu konuda birçok hak ihlalini ortaya koymuş, İçişleri Bakanı Peter Beuth (CDU) mahkemelerin çok sık tutukluluk kararı verdiğini kabul etmişti. Mülteci örgütleri ayrıca Darmstadt tutukevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin ciddi iddialarda bulunuyorlar. Community For All (Herkes için Topluluk) insiyatifi Frankfurter Rundschau’ya şubat ayı ortasında, insanların vicdansız gözaltına alınmasını ve tecrit edilmesini kınayan açıklamalarda bulunmuştu.

Susan Bonath- Junge Welt Gazetesi

Çeviri: Gencay Sözüdoğru

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: