Haberler

2 Mayıs – 8 Mayıs Türkiye Mülteci Gündemi

2 Mayıs - 8 Mayıs tarihleri arasında Türkiye'deki mültecilerle ilgili öne çıkan haberleri derledik.

Derleyen: Mehmet Cesur Aygün

Mültecilerin Çalışmak Zorudayım’ Çığlığı

Geçtiğimiz günlerde Adana’da işe gitmek zorunda olan Ali El Hemdan polis silahından çıkan kurşunla dur ihtarına ihtarına uymadığı gerekçesiyle ölçüsüz bir şekilde öldürülmüştü. Ayrıca olayın ardından Ali El Hemdan’ın ailesine 7 yılın ardından vatandaşlık verildiği bildirildi.

18 yaşındaki sanayide çalışan bir Suriyeli işçi Ali gibi Halepli olduğunu ve çalışmak zorunda olduğunu belirtiyor ve soL Haber’e şu açıklamada bulunuyor:

‘Sokağa çıkma yasağı olan günlerde de işe gidiyorum. Aylık 1350 liraya çalışıyorum. Salgın nedeniyle işler durulunca haftalığımızı da azalttılar. Çalışmak zorundayım çünkü savaş ortamında annem ve babam sağlık sorunları yaşadı. Evde benden başka çalışan yok. Kızılay kartı ile bir yardım alıyorduk şimdi onu da alamıyoruz. Neden yardımı kestiklerini bile açıklamadılar. İşe gitmezsek açlıktan öleceğiz ama son olay gösteriyor ki gidersek de öleceğiz. Yolda polise yakalansam patronum “benim çalışanım” diyemez çünkü kaçak çalışıyorum. Kaçsam öldürülebilirim. Geçen hafta polis seslendi işe giderken ama ben kaçtım. Kaçmazsam o cezayı asla ödeyemeyiz. Düşünüyorum bazen ya polis seslendiğinde duymazsam gerçekten yürümeye devam etsem. Böyle bir durumda vurulacağım demek ki.’[1]

Ayrıca konuyla ilgili Ercüment Akdeniz’in yazısı: https://www.evrensel.net/yazi/86271/1-mayis-bitti-mi

Ortaklaşan ‘Kader’: Mülteci Ve Türk İşçiler Aynı Evde

SoL Gazete aynı evde yaşayan iki Suriyeli ve bir Türk tekstil işçileriyle bir görüşmede bulundu. A ve L Suriyeli M ise Türkiyeli tekstil işçileri. Üçünün de çalıştıkları atölyeler salgın döneminde üretimi durdurmuş bu nedenle evlerin kiralarını ödemekte büyük zorluk yaşadıklarını ifade ediyorlar.

M ve A sigortasız çalıştırıldıkları için ‘işten çıkarma yasağı’ndan yararlanamamışlar ve kısa çalışma ödeneğinden ya da ücretsiz izin parasına başvuramamışlar. L’nin ise çalışma izni ve sigortası var ancak ücretsiz izinde ödenek alması gerektiğinden haberi yok.

Yapılan görüşmede ayrıca patronların ‘performans baskısı’yla ve işten çıkarma tehditleri karşılığında zorla fazla mesaiye bırakıldıklarıyla ilgili şikayetlerini dile getiriyorlar.[2]

Nisan’da 8 Mülteci-Göçmen Yaşamını Yitirdi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre Nisan ayında 220 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren işçiler arasında 8 mülteci-göçmen işçi de bulunuyor. Basına yansıyan haberleri okumak için tıklayınız

Göçmen İşçi Kadirova’nın Dosyası Kapatıldı

Mezopotamya Ajansı‘nın haberine göre, AKP’li Ünal’ın Ankara’daki evinde 23 Eylül 2019 tarihinde şüpheli şekilde yaşamını yitiren Kadirova dosyasıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada, 2 Mart’ta takipsizlik kararı verilmişti. Başsavcılığın kararına, ailenin avukatı tarafından itiraz edildi. İtiraz dilekçesinde, delillerin özensiz ve dikkatsizce toplandığı ileri sürülerek, takipsizlik kararın kaldırılması talep edilmişti. Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda itirazın reddine karar verildi. Böylece takipsizlik kararı kesinleşmiş oldu. Mahkemenin ret gerekçesinde, “takipsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen itirazların ise yerinde olmadığı” ifadeleri yer aldı.

İzmir Mülteci Çalışmaları Ağı Mülteci Hakları İçin İzleme Ve Savunuculuk Bilgi Notu Yayınladı

Mülteci bireylerin temel hakları için mücadele etmek ve toplumda farkındalık yaratma amacıyla kurulan İzmir Mülteci Çalışmaları Ağı, ‘’Mülteci Bireylerin Karşı Karşıya Kaldıkları Nefret Söylemi ve Ayrımcılık Atölyesi Bilgi Notu’’ konulu raporunu yayınladı. Rapor, mülteci bireylerin günlük yaşamlarında karşılaşmış oldukları ayrımcı, önyargı ve nefret söylemleri üzerine 2 günlük izleme, savunuculuk ve bilgi notu kapasite eğitimi analizinden oluşuyor.[3]

Mülteciler Salgında Tehlike Mi?

Bizimde bu hafta Habertürk’te yer alan ‘Koronavirüs salgınında düzensiz göçmen tehlikesi’ başlıklı haberi dikkatimiz çekti. Haber başlığında ve haberin içeriğinde de belirtildiği gibi sanki ülkemizdeki göçmen-mültecilerin virüs yayıcısıymış gibi gösterilmiştir. Bu durumdaki insanların hijyen koşullarının sağlanması devletin ve bizim sorumluluğumuzda olduğunu hatırlatır ve bu gibi haberlerin nefret söylemine sebep olabileceğini belirtiriz.

‘Salgın Sürecinde Mültecilere Geçici Vatandaşlık Verilsin’

Adalet Zemini, Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği, Halklar Arası Dayanışma Köprüsü Derneği, Hepimiz Göçmeniz Irkçılığa Hayır platformu, İzmir Müzisyenler Derneği, Mülteci Medyası Derneği ve çok sayıda mülteci hakları savunucusu, pandemi döneminde mültecilerin yaşadıkları sorunlarla ilgili çözüm önerileri içeren imza metni yayınladı.

İmza metninde öne çıkan ifade mültecilerin statüsüz olduğu için yardımlardan yararlanamadığının da dile getirildiği şu kısım oldu: ‘Sağlık imkânlarından bile yararlanamıyorlar, çünkü birçoğu kayıtlı olduğu illin dışında iş bulmuşlar ve orada çalışıyorlar. Salgın döneminde Portekiz hükümeti bütün dünyaya örnek olacak bir karar aldı. Tüm göçmenlere “geçici vatandaşlık hakkı” verdi. Böylece Portekiz’deki göçmenler, her türlü sağlık hakkından ve devlet yardımından faydalanabilir hale geldi. Bizleri böyle bir uygulamayı, hükümetten talep ediyoruz: Tüm göçmenlere salgın süresince geçici vatandaşlık hakkı verilsin. Böylece tedavi olma kısıtlamaları kaldırılmış olsun, devlet yardımlarından yararlanabilsinler, en azından salgın döneminde sınır dışı edilme korkusu olmaksızın yaşayabilsinler.’[4]

Göçder’den Çağrı: Pandemi Tedbirleri Mültecileri De Kapsamalı

Mülteci ve göçmen haklarıyla ilgilenen topluluk ve derneklerden salgın süreciyle daha etkin ve mülteci/göçmenlerin unutulmaması konusunda açıklamalar gelmeye devam ediyor. Göçmen Hakları ve Sosyal Uyum Derneği’de (GÖÇDER), Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen COVİD-19 salgının mültecilere etkisi ve alınması gereken tedbirlere ilişkin yazılı açıklama yayınladı.

Açıklamada Vefa Destek Grupları’nın bazı illerde kamu idarecilerinin inisiyatifi ile bazı mülteci-sığınmacı gruplara uzansa da genel itibari ile göçmenleri kapsamadığının bilgisinin verildiği açıklamada “Söz gelimi korucuyu maske satışının yasak, göçmenin zaten alım gücünün düşük ve devletin maske taleplerini karşılama ağına girmedikleri göz önüne alınırsa aynı toplumsal yapı içerisinde böyle bir bulaş karşısında ihmal edilmiş bir kesimin risk potansiyelinin artması ve önlenememesinde bir gedik olarak durmaktadır” ifadelerine yer verildi. Ayrıca kaydı farklı illerde bulunan mültecilerin hastalık belirtileri karşısında dahi bir sağlık kuruluşuna başvuruda çekincelerinin olduğunun dile getirildiği açıklamada ‘Zira idari yaptırım sebeplerinden olan ikamet kaydı bulunan il dışına çıkmak hastane, sağlık kuruluşu kayıtlarıyla tespit edileceğinden ve sınır dışı edilme korkusundan bu hastalık belirtisi gösteren kimlik ve ikamet sorunlu göçmenler mülteciler hastanelere gitmemekte kalabalık aile içerisinde hastalığın bulaşma ve yayılma tehlikesini arttırmaktadır. Bu sebeplerden dolayı göçmen gurupları arasında Covid-19’un teşhis ve tedavisi konusunda zafiyet oluşmaktadır. Bulaşın önlenmesi ve hastalığa yakalananların izolasyonu konusunda hastalığın tespitinde güçlükler oluşmaktadır.’ denildi.

Türkiye’deki Suriyeli Mülteci Sayısı Ne Kadar?

Mülteciler Derneği’nin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine dayanarak yayınladığı sayılara göre, Türkiye’de geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 17 Nisan 2020 tarihi itibarıyla bir önceki aya göre 4 bin 195 kişi azalarak toplam 3 milyon 583 bin 584 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 680 bin 214’ünü (%46,8) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor. 0-18 yaş arası çocukların ve kadınların toplam sayısı ise 2 milyon 531 bin 520 kişi (%70,6) olduğu belirtildi.[5]

TEİS: Suriyeli Mültecilerin Reçeteleri İçin İstenen Onay Sorunu Çözülsün

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye’de sayısı 4 milyona yaklaşan Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamındaki Suriyeli mültecilerin kağıt reçetelerinin karşılanabilmesi için 2019 Kasım ayından itibaren başhekim ve sağlık müdürünün onayı isteniyor. Mülteciler, kâğıt reçetelerin onay işlemleri için hastalar hastane çıkışı bir de Sağlık Müdürlüğüne gitmek zorunda kalıyor.

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası(TEİS) yaptığı açıklamasında ‘Yaşadığımız pandemi süreci itibariyle eczacılarımızın yaşadığı durumu en iyi siz biliyorsunuz. Onay zorunluluğunun oluşturduğu mağduriyetin düzeltilmesi için gerekeni yapmanızı umuyoruz. TEİS olarak, hekim tarafından düzenlenmiş ve hak sahibine teslim edilmiş kağıt reçetelerde kesinti yapılmaması için Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nü bu konuda acilen düzenleme yapmaya davet ediyoruz.’ diyerek İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

Mülteciler İki Haftadır ‘Açlık Orucunda’

Gazeteci Hale Gönültaş, COVID-19 salgını sırasında Ankara’da işsizlik ve yoksulluk ile başa çıkmaya çalışan Afgan mültecilerle konuştu. Hüsna, Akane ve Hania’yla yapılan görüşmeleri ilk önce kaleme alınıyor.

Mülteciler, yoksulluğun hayatlarındaki varoluşunu “açlık orucu tutmak” ifadesi ile tercüme ediyor. Kabil’de Taliban militanlarının tehditlerine karşın kadınların özgürleşmesi için çabalayan ve bu nedenle şeriatçıların hedefi haline gelen Akame, “Akşamları orucu çorba ve ekmekle açsak da, bir yer sofrasında çocuklarımla oturmak aile olduğumuzu ve umutlu olmamız gerektiğini hatırlatıyor” diyor.

Hania’nın ise üç yaşındaki oğlu ev kazası geçirir, elindeki çıra damağını deler. Hania’nın kaydı Ankara’da olmadığı için hiçbir hastanenin acil servisi kanamalı haldeki bebeği kabul etmez. Özel hastaneler adres gösterilir. En sonunda bebeğe müdahaleyi bir aile hekimi yapar, kanama durdurulur. Ancak bebeğinin damağı için hala cerrahi müdahale gerekiyor.

Hüsna ise dört, Rahel altı aylık hamileydi. Her ikisinin de hamileliğe bağlı kanamaları vardı.  Sağlık Bakanlığı’na bağlı Dışkapı’daki hastaneye gittiklerini, ancak kayıtlı olmadıkları için hastaneye kabul edilmediklerini aktarıyorlar. Hüsna o geceyi anlatıyor: “Yaklaşık 15 gün önce karnımda şiddetli ağrı vardı, hamilelikte olur bu ağrılar, geçer diye düşündüm. Üç dört günü ağrı ile geçirdim. Beşinci gündü sanırım, gece sancı ile kanamam arttı. Gece yarısı Dışkapı’daki hastaneye gittik. Evimize en yakın hastane orasıydı. Diğer doğum hastanesi uzak. Taksi ile gitmek gerek, çok tutardı o an. Kanamam da olduğu için en yakın hastaneye gittik. Ama acil serviste kayıtsız olduğumuz için bizi almayacaklarını söylediler. Eve geldik. Sabaha karşı, mahallemizde oturan ebe Meryem’i getirdi eşim eve. Bebeği düşürdüm. Çok bağırdım, çok ağladım, çok canım yandı. Hala da içim acıyor. Eğer o gece hastane beni kabul etseydi belki bebeğim kurtulurdu.”[6]


[1] https://sol.org.tr/haber/polis-seslenince-kactim-ya-acliktan-ya-da-vurularak-olecegiz-demek-ki-3306

[2] https://sol.org.tr/haber/ortaklasan-kader-gocmen-ve-turk-isciler-ayni-evde-3362

[3] https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/05/izmir-multeci-calismalari-agi-multeci-haklari-icin-izleme-ve-savunuculuk-bilgi-notu-yayinladi/

[4] https://gocmeniz.org/imza-metni-3

[5] https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/

[6] https://www.mlsaturkey.com/tr/multeciler-iki-haftadir-aclik-orucunda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: