Covid-19

Mülteciler anlattı: Koronavirüs salgını hayatlarımızı daha da zorlaştırdı

Türkiye’deki 4 milyonun üzerindeki mülteci bir 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’ne mülteci statüsü olmadan girecekken coronavirüs salgını mültecilerin yaşadıkları hak ihlallerinin daha da artmasına neden oldu.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2001 yılında aldığı karar ile 20 Haziran’ı “Dünya Mülteciler Günü” olarak ilan etti ancak 19 yıllık süreçte dünyanın pek çok noktasında çatışma koşulları ve afetlerin ardı arkası kesilmedi, milyonlarca kişi daha mülteci olmak zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerine göre savaş, çatışma, işkence ve kötü muamele nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insan sayısı 79 milyonu aştı. Bu dünya nüfusunun yüzde 1’ine denk geliyor.

Kaydedilen artışın BMMYK’nın 70 yıllık tarihinde bir rekor olduğu belirtiliyor. Son 10 yılda en az 100 milyon kişi ülkeleri içinde ya da dışında sığınma arayışı içinde evini terk etmek zorunda kaldı. 2010 yılından beri zorla yerinden edilme durumları neredeyse ikiye katlandı.

Suriye’de 2011 yılında başlayan savaşın ardından Türkiye de dışarıdan en çok göç alan ülke konumu haline geldi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 15 Mayıs 2020 tarihli verilerine göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon 579 bin 332. Irak, Afganistan, İran ve Afrika’dan gelen mültecilerle bu rakam 4 milyonu aşıyor.

Türkiye’deki mülteciler, Mülteciler Günü’nünü yoksulluk, güvencesiz çalışma, sömürü, geleceksizlik, statüsüzlük, nefret söylemleri ve linç girişimlerinin kıskacında karşılıyor.

Geçici Koruma Statüsü Kalıcılaştı

Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 1967 tarihli protokolüne koyduğu “coğrafi” sınırlamayla sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci olarak görmeyi sürdürüyor. 2013 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile birlikte Türkiye’deki bütün mülteciler ‘geçici koruma statüsü’ kapsamında alındı.

Ancak ‘geçici koruma statüsü’ mültecilerin Türkiye’de insanca bir yaşam kurmalarını sağlayamadı. Geçici koruma statüsü ise isminin aksine kalıcılaşmaya gidiyor. Üstelik hukuki entegrasyonun başlamaması sosyal entegrasyonu da engelliyor. Artan kiraların ve işsizliğin sebebi olarak mültecilerin gösterilmesi, kimi külterel farklılıklar ve basında yer alan haberler toplum içindeki kutuplaştırmayı arttırıyor.

Yine Suriye ve Avrupa Konseyi dışındaki ülkelerden gelen mültecilere ise coğrafi sınırlamadan dolayı uluslararası koruma statüsü sağlanıyor ve “şartlı mülteci” olarak tanımlanıyor. Mülteciler kendilerini kabul edecek bir ülke bulana kadar yıllarca Türkiye’de zorluklar altında yaşıyor. Bu bekleyiş çoğu zaman yıllarca sürüyor.

Pandemi Yaşam Şartlarını Daha Da Kötüleştirdi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi ilan edilen küresel koronavirüs Covid-19 salgını güvencesiz kesimler için daha da ağır sonuçlar doğururken bu kesimlerin başında mülteciler geliyor. Salgının ekonomiye etkisinden dolayı farklı sektörlerden işletmeler çalışmaya ara verdi, yüz binlerce işçi ücretsiz izne gönderildi. Mülteciler kayıtsız çalıştırıldığı için işsizlik ödeneği gibi hükümetin destek paketlerinden yararlanamadı. Vatandaş olmadıkları için yerel yönetimlerin desteklerine de ulaşamadı. Pandemi sürecinde neler yaşadıklarına ve nasıl etkilendiklerine dair mülteci işçiler 24 Saat Gazetesi’ne konuştu

“Aylarca Borçlarımızı Ödeyeceğiz”

Bu süreçte işsiz kalan mültecilerden biri de tekstil işçisi İman. Basmane’de çalıştığı atölye kapandığı için iki aydır maaş alamayan İman, yıllardır kayıt dışı çalıştırıldığı için de pandemi sürecinde verilen işsizlik ödeneğini alamadı. İki aydır kira ödeyemediklerini ve ev sahipleri ile kavgalı hale geldiklerini dile getiren İman, “İlk fırsatta bizi evden çıkarmaya çalışacak. Aynı binada olduğumuz için saklanma, telefonlara çıkmama gibi bir şansımız da yok. ‘Evde kal’ dediler kaldık, şimdi de ‘hayat normale dönsün’ diyorlar ama bizim için normale dönmek zor olacak. Atölyenin ne zaman açılacağı belli değil. Açılsa bile aylarca borçlarımızı kapatmak için çalışacağız. Ramazan ayında çoğu zaman evde yiyecek bir şey olmadığı için sahura kalmadık. Çocuklarımız yemek yiyebilsin diye biz sadece iftarla durduk” dedi.

“Başınızın Çaresine Bakın Diyorlar”

Pandemi sürecinde, eşi, 3 çocuğu ve yaşlı anne babası ile birlikte eve kapanmak zorunda kalan mülteci Dünya da, “Kendi başımızın çaresine bakmamız isteniyor. ‘Evde kal’ diyorlar ama kolay değil, biz nasıl yaşayacağız, ihtiyaçlarımızı nasıl gidereceğiz? Evde kal demesi kolay ama çekene sormak lazım. Biz evde 7 kişiyiz, en kötü ekmek almamız gerekiyor, bu çocuklar ne yiyecek. İkinci faturaların son ödeme tarihi geldi ve kendimizi korumamız için kolonya, dezenfektan, çamaşır suyu da alamadık. Kolonyanın en küçüğü olmuş 20-30 TL. Eşim çalışmıyor nasıl alalım. Önceliğimiz karnımızı doyurmak. Önceden belediye günlük yemek dağıtıyordu ama bu süreçte o da gelmedi. Kızılaykart sayesinde ayakta kaldık” dedi.

“Yasağa Rağmen Sokağa Çıkmak Zorunda Kaldım”

Pandemi sürecinde ekmeğini çöplerden kazanan katı atık toplama işçileri sokağa çıkma yasaklarından en çok etkilenen kesim oldu. Atık toplayamayan mülteci Saleh, “Yasağın olduğu günlerde sokaklarda gezdim ama çok bir şey bulamadım. Polis ceza keser korkusu ile de evin etrafından çok uzaklaşamadım. Son iki ayda haftanın çoğu günü sokağa çıkma yasaklarından dolayı çalışamadık. Bizim başka geçim kaynağımız da yok. İki aydır kirayı ödeyemiyoruz ama tek derdimiz çocuklarıma yiyecek bir şey götürebilmek. Son iki aydaki işsizlik çöpleri de etkiledi, öncesine göre daha az çöp çıkıyor” diye konuştu.

İlerleyen Yaşına Rağmen Sokakta

Pandemi sürecinde istese de evde olamayacaklardan biri de Favaz’dı. 60 yaşında olan diyabet ve tansiyon hastası Favaz, Basmane’de sattığı ekmekle ailesinin geçimine katkı sağlıyordu. Bir güvencesi olmadığı için çalışmak zorunda olduğunu dile getiren Favaz şunları söyledi: “Ben de isterdim evde kalmayı ama nasıl geçineceğiz o zaman? Kim karşılayacak ekmeğimizi? Suriyelilerin hiçbiri yardımdan faydalanamadı. İki çocuğum işsiz kaldı. Hiçbir yardım alamadılar. Salgından dolayı satışlar azaldı ama idare ediyoruz. Kiralarımızı, faturalarımızı ödeyemedik ama en azından aç da kalmadık. Virüs kapmaktan korktuk ama bir şekilde önlemlerimizi aldık.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: